“Bir Zamanlar Anadolu’da”

Enfes açılış sekansı ve jeneriğin ardından, film boyunca defalarca kez tekrarlanacak olan manzara karşılıyor bizi: Bozkırın orta yerinde, üç araba dolusu insan karanlığı yararak ilerliyor. Onca insanı bir araya getiren şey ise bir cinayet… Başlarda her şey normal. Öyle ki; konuşmaya değer buldukları tek mesele manda yoğurdu. Ama zaman ilerliyor, ceset bir türlü bulunamıyor ve pamuk ipliğine bağlı karakterler yavaş yavaş raydan çıkmaya başlıyorlar.   Continue reading

Gecenin 2′si

Televizyonda, herkesin hep bir ağızdan konuşup kimsenin hiçbir şey söylemediği siyasi-tartışma programlarından biri dönüyor. Hani ismi üçüncü sınıf Amerikan gerilim filmlerini andıranlardan. Siyaset Arenası, Politikanın Nabzı, ya da onun gibi bir şey. Takım elbiseli adamlar, üzeri cam kaplı bumerang şeklindeki masanın etrafında oturmuşlar. Sunucu herif ortalarında. Adam bir yandan kamerayı süzüp, diğer yandan ortalığı sakinleştirmeye çalışıyor. Kafasını sağa sola çevirdikçe yarım kutu jöleyle yıkanmış saçları spotlar altında parıldıyor.   Continue reading

“Week-end”

Burjuva eleştirisi yapılırken yabancılaşma/duyarsızlık gibi unsurlar sıkça kullanılır. Örneğin, Michael Haneke bu tür anlatının en yetkin isimlerinden birisidir. “Benny’s Video” ve “Cache”yi ele alalım. Hemen her insan üzerinde ağır travmatik etkiler yaratacak olaylar (öldürmek ve ölüme şahit olmak) Haneke karakterleri tarafından olağan dışı bir sükunetle karşılanır. Bu olayları ya umurasamazlar, ya da umursamamanın gündelik yollarına başvururlar.   Continue reading

Sinemada Katharsis Üzerine

Filmler hakkındaki beğeniyi dile getirmek için kullanılan bazı kalıplaşmış sözler vardır. En sık işitilen iki tanesi “Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım” ve “Çok sürükleyici bir filmdi” olsa gerek. Bu övgü cümleleri aynı zamanda genel izleyici kitlesinin sinemadan beklentisini ortaya koyuyor: Güzel vakit geçirmek. Çünkü filmlerle arasına mesafe koymak, becerebildiği veya olmasını istediği bir şey değildir seyircinin. İşte, klasik anlatının kodları bu dürtüyü beslemek üzerine şekillenmiştir. Birincil unsur özdeşleşmesi kolay karakterlerle izleyici kibarca filmin ortaya koyduğu sahte dünyaya davet etmektir. Gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten. Ve finalde hikayenin nihai bir sonuca bağlanmasıyla beklenen duygu boşalımı (katharsis) yaşanır. Ancak yaşanılan “rahatlama” hissi bir yanılsamadan ibarettir. Salondan çıktığınızda “güzel” anları geride bırakırsınız. Bu noktada katharsisi bir çeşit masturbasyona benzetmek yanlış olmayacaktır.   Continue reading